coğrafya, yazılı, 9, 10, 11, 12, lise, test,sınav, çıkmış, soru, sorular, hazırlık, deneme, üniversite, ygs, lys, tekiner, hoca, tekinerhoca, örnek yazılı, iklim, dünya, harita, ölçek, iç kuvvetler, dış kuvvetler, basınç, tarım, sanayi, sıcaklık, rüzgar
KATEGORİ

3

AYIN HADİS-İ ŞERİFİ

"İNSANLARIN EN HAYIRLISI İNSANLARA FAYDALI OLANDIR"

 

MEDİNE MÜDAFAASI

ÇÖL KAPLANI FAHREDDİN PAŞA

Evlatlarım!

Bir söz verdik. 'Kutsal şehri isyancılara vermeyeceğiz' diyerek.
Elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Ta ki son mermi, son er ve son damla
kanımıza dek... Bu azim, bu kararlılık bize dayanma gücü verecektir.
Bunu hiç unutmayın! Ümitsiz olmayınız.

Bakın, bayrağımıza iyi bakın. Herhangi bir bayrak değildir o. Şu an
devletimizin düşen birçok kalesi var. Ele geçirilen birçok şehri var. Ama
burası son kaledir. Devletimizin son direnme noktasıdır. Belki bizim bu
gayretimiz diğerlerine de örnek olursa, her yerde ittifak etmiş
düşmanlara, yedi düvele karşı koyarız!"

Fahrettin Paşa

Birinci Dünya Savaşı'nda askerimiz birçok cephede çarpıştı. Bu çarpışanlardan bazıları da Medine'deydi. Etrafları kuşatılmıştı.Yokluk içindeydiler. Çamurlu su içtiler, hurma çekirdeklerinden ekmek yaptılar. En önemlisi çekirge yediler...
Sadece düşmanla değil, açlıkla, susuzlukla ve sıcakla da çarpıştılar.

(MEDİNE MÜDAFAASI / Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa, Feridun Kandemir'in kaleminden, kitaplaştı. Tavsiye edilir.)

 

AYIN KÜLTÜR YAZISI


Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik.

Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…

Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları…

İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu.
Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeye başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”

Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına:
“Hayır delikanlı” diye fısıldadılar, “sen bir-az gelişmişsin.”

Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nişân-ı zîşân” gibi gururla benimsedi aydınlarımız.

Cemil Meriç / Bu Ülke

 

 

AYIN KÖŞE YAZISI 

Frankeştayn


Genetiği değiştirilmiş
organizma, eğer angutsan, entel bi sıfat gibi geliyor kulağa, bilimsel gibi
duruyor... Aslında “frankeştayn gıda” onların adı!

Çünkü, normal yollardan
insan evladı doğurmak varken; birinin kulağını birinin kafasına, birinin burnunu
öbürünün suratına
takmak gibi bi şey...*

Kabaca anlatırsak,
dayanıklı olsun diye balık genini domatese, bakteriyi patatese monte
ediyorlar... Sonradan tonla para verip ilaçlama yapılacağına, haşere ilacını
daha tohumundan mısır genine kakalıyorlar. Sinek yuttuğu için böcek ilacı içen
süper zekâ vatandaşımız gibi yani... Sevgili halkımız, adında domuz var diye,
domuz gribi aşısı caiz mi diye soruyor ama, belki domuz genini soya fasulyesinde
yiyor, haberi yok...

Peki, niye yapıyorlar
bunu? “Açlığı önlemek için” diyorlar... İnsanoğluna gıda yetişmiyormuş,
böylece verimi arttırıyorlarmış...
Raf ömrünü
uzatıyorlarmış.

İyi de birader... Buğday mı yetişmiyor bu
ülkede? Pancar mı eksik? Pirinç mi yok? Yanlışlıkla elinden düşürsen,
fışkırmıyor mu topraktan? Şapşal politikalar yüzünden, fazla geldiği için, para
etmediği için, mahsulümüzü yakarken, derelere dökerken, hangi
açlık?

Allah’ın bu millete
lüftu Anadolu’da, şu ürün yetişmiyor, o yüzden genetiği değiştirilmiş
organizmaya ihtiyaç var, denebilir mi, utanmadan?

Üstelik, sadece
sebze-meyve değil hadise... O sebze-meyvelerle yapılan, bin küsur üründe var bu
genetiği değiştirilmiş organizma... Çikolatadan cipse, meşrubattan ketçapa...
Şeker ayaklarıyla, baklavada bile kullanıyorlar... Bebek mamasında
var!

Yersen ne oluyor?
Avrupa’da resmen kanıtladılar; bağışıklık sistemini çökertiyor, kansere yol
açıyor, kan yapısını bozuyor, sindirim sistemini harap ediyor, karaciğeri haşat
ediyor, erken doğuma-kısırlığa sebep oluyor... Antibiyotik şırınga ettikleri
için, farkında olmadan bağışıklık kazanıyorsun, hastalandığında antibiyotik
alıyorsun, havagazı.

İsviçre sokmuyor,
Yunanistan sokmuyor, o beğenmediğin Sarkozy “Bunları Fransa’ya sokanı
oyarım” diye yasa çıkardı...

Burası dingonun ahırı
mı?

Aman yemeyelim dersen,
nasıl yemeyeceksin? Nasıl ayırt edeceksin? Koklasan aynı, ellesen aynı, tatsan
aynı, laboratuvara götürüp analiz ettirecek değilsin... Nereden anlayabilirsin?
Etiketinden... Etiketin üzerinde “Bu üründe genetiği değiştirilmiş organizma
var” yazmalı ki, bakıp anlayabilesin, di mi? Şimdi sıkı

durun..

Bunların memlekete
girişine izin veren yönetmelik diyor ki, “Etiketlere genetiği değiştirilmiş
organizma içermez yazılamaz!”

“İsteyen yemesin, baksın
etikete görsün” diyeceklerine...

“Etikete baksın, görmesin” diyorlar! İlla
yedirecek.

 

AYIN TAVSİYESİ

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz





 
Kıy
metli Dostlar!
Uzun
 zamandır üzerinde titizlikle çalıştığımız "KIŞ ÜZÜMÜ" nihayet çiçek açtı.  
Kitabımızı
www.kitapyurdu.com 
www.dr.com
www.babil.com
www.n11.com
www.gittigidiyor.com
www.bkmkitap.com
www.harmankitap.com
www.idefix.com
gibi internet
 adreslerinden ve seçkin kitapçılardan temin edebilirsiniz.